DOLAR
18,8317
EURO
20,3120
ALTIN
1.136,84
BIST
4.911,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Kar Yağışlı
2°C
İstanbul
2°C
Kar Yağışlı
Salı Kar Yağışlı
3°C
Çarşamba Çok Bulutlu
5°C
Perşembe Çok Bulutlu
5°C
Cuma Çok Bulutlu
6°C

‘İnternetin en korkunç adamı’

‘İnternetin en korkunç adamı’
23.01.2023 02:17
0
A+
A-

Ege Doğaç Erdoğan – Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir düsturuyla baktığımızda pek çok alışkanlığımızı kaybettiğimizi ve yeni alışkanlıklar kazandığımızı görebiliriz. Özellikle Z kuşağını ele alırsak, artık neredeyse hiç televizyon izlemeyen, onun yerine cep telefonundan dünyaya bağlanan, haberleri telefondan öğrenen, bir şey izlemek istediğinde yine telefonundan kısa videolara göz atan bir hayat tarzı oluştu. Biriyle tanışmak istediğimizde bile artık telefon aracı oluyor. Gençler artık biriyle tanıştıklarında Instagram hesaplarını paylaşıyorlar. Teknolojinin ilerlemesiyle yaşam bazı noktalarda çok kolaylaştıysa da, bazı değerlerimizi de kaybettik. Kişiler artık bir telefon uygulamasındaki profil fotoğrafı ve iki kelimeye indirgendi. Bunun yanında nasıl radyodan televizyona geçişte yeni dizi yıldızları doğduysa, şimdi de sosyal medya fenomenleri türedi.

class=”medyanet-inline-adv”>

Neden popüler?

Bir şeye odaklanma süremiz kısaldı. Provokatif, kısa ve vurucu cümleler kuran, toplumdaki ‘dışlanmış’ kitleleri manipüle ederek destekçi elde eden birtakım kişiler prim yapmaya başladı. Bunlardan biri de Romanya’da insan kaçakçılığı ve cinsel saldırı şüphesiyle gözaltına alınan Andrew Tate. Temmuz ayında Google’da aranma sayısı Kim Kardashian ve Donald Trump’ı geçen Tate, kadın düşmanlığı içeren şoke edici söylemlerinden dolayı ‘internetin en korkunç adamı’ olarak tanımlanıyor. Peki bu kadar ‘korkunç’ bir kişi nasıl aynı anda muazzam bir popülariteye sahip olabiliyor?

#metoo yansımaları 

Bunu anlamak için özellikle ‘#metoo’ hareketini ve pandemiden sonra kabuk değiştiren sosyolojik yapıyı irdelememiz lazım. 2019’da Leanin.Org/Survey Monkey tarafından yapılan ankette işyerlerinde erkeklerin yüzde 60’ı sosyalleşirken, kadınlarla birerbir toplantılar yaparken tacizle suçlanmaktan çok kaygı duyduklarını söyledi. Aynı yıl Elsevier tarafından yayımlanan verilere göre, erkeklerin kadın iş arkadaşlarıyla etkileşimde bulunma konusunda çekingenlik duyduğu ortaya çıktı; erkeklerin yüzde 27’si kadınlarla birebir toplantı yapmaktan, yüzde 21’i yakın ilişki gerektiren (iş seyahati vs.) pozisyonlara kadın çalışan atamaktan, yüzde 19’u ise alımlı kadınları işe almaktan kaçınıyorlar. Her ne kadar ‘#metoo’ hareketi kadınların haklı isyanı olarak toplumu daha eşitlikçi bir yapıya kavuşturmakta önayak olsa da, kurunun yanında yaşın da yanacağı korkusu erkeklerin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmakta.

class=”medyanet-inline-adv”>

Zararlı fikirler!

En son Johnny Depp ile Amber Heard arasındaki davada Johnny Depp’in büyük kamuoyu desteği alması da artık toplumun ‘#metoo’yu sorgular hale geldiğinin örneğidir. Kadınlara yaklaşmaktan giderek çekinen genç erkekler, sosyal medyaya yöneldiklerinde kendilerini rekabetin içinde buluyorlar. Sanıyorum bu yazıyı okuyan erkeklerin de çoğu, Tate’in son günlerde sosyal medyada dönen bir videosundaki şu sözlerinde doğruluk payı bulacaktır: “Erkeklerin çoğu görünmez gibidir ancak hiçbir kadın, fiziksel özelliği ne olursa olsun, görünmez değildir, bir gece kulübüne gider ve ilgi görür. Erkeklerin yüzde 99’u gece kulübüne gittiğinde onlarla kimse konuşmaz, bir kadınla konuşmaya çalıştıklarında umursanmazlar ve defolup gitmeleri söylenir. Instagram’da 10 bin mesaj atarlar ama cevap almayı bırakın çoğu okunmaz bile, erkekler görünmezdir”. Tate tam olarak da bu tarz ‘Truva atı’ söylemlerle erkekleri en hassas noktalarından fethediyor ve maalesef zararlı diğer fikirlerini yaymakta başarıya ulaşıyor.

class=”medyanet-inline-adv”>

Reaksiyoner yaklaşım

Fransız İhtilali sonrası monarşiye karşıtlık bir cadı avına dönüşmüş ve Robespierre terör estirerek binlerce insanı giyotine götürmüştür. Buna tepki olarak Thermidor Reaksiyonu’nda bu sefer solcular ve Jakobenlere karşı orantısız güç uygulanmıştır. Elimizdeki konuyu bu şekilde yorumlayabiliriz. Her etkinin bir tepkisi olur. Son yıllarda kadınların ataerkil toplumun zulmüne başkaldırışı, takdir edilmesi ve sonuna kadar desteklenmesi gereken bir olaydır. Buna mukabil insanlığın ve adaletin en temel olgularından olan masumiyet karinesi hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Kadın hakları hareketini suistimal ederek erkeklere karşı bir silah olarak kullanan birkaç çürük elma için de bütün kadınlara düşmanlık edilmesi son derece yanlıştır. Aksi takdirde insanlık tarihinin başından beri erkek hegemonyası altında yaşamak zorunda kalmış olan kadınlara büyük saygısızlık etmiş oluruz.

class=”medyanet-inline-adv”>

‘Hepimiz susar kalırız’

Tate’in bu tarz nefret söylemleri kesinlikle kabul edilemez ancak bu denli yüksek popülariteye ulaşmasının temelinde yatan sebepler de sorgulanmalıdır. Tate’i sadece mizojenist (kadın düşmanı) bir canavar olarak göstermek çok kolay, fakat önemli olan bu tarz nefret söylemleriyle toplumu kutuplaştıran, genç beyinleri zehirleyen kişilerin nasıl milyonlarca insanı etkilediğini araştırmak ve özellikle gençlerin bu tarz reaksiyoner yaklaşımlara yönelmesini engellemek için onları anlayarak, onların dilinden konuşarak bir eğitimden geçirmektir. Nihayetinde hayat adil değildir, evrimsel bir gerçek olarak erkekler kadınların peşinden koşmak zorundadırlar, bu sadece insanlarda değil, pek çok diğer türde de böyledir. Durumundan çok şikayet eden erkekler varsa lütfen bir tavus kuşu erkeğinin dişisine kur yapma videolarından birini açıp izlesin; haline şükredecektir! Evet erkeklerin işi eş bulma konusunda son zamanlarda daha da zorlaşmış olabilir, ancak bu yüzden serzenişte bulunan bir erkeğe, özellikle ülkemizde yaşayan bir kadın şu cevabı verir ve erkekler olarak hepimiz susar kalırız: “En azından gece dolmuşla evine giderken ölüm korkusu yaşamıyorsun!”

class=”medyanet-inline-adv”>

Andrew Tate kimdir?

ABD, Chicago’da 1986’da doğan Andrew Tate, annesiyle babası boşandıktan sonra annesi tarafından İngiltere’ye götürülür. Londra’nın kuzeyindeki Luton’da ergenliğini geçirir. Babası satranç oyuncusu uluslararası usta (IM) Emory Tate’dir. Kickboks ile kariyerine başlayan Tate’in ilk gündeme gelişi 2016’da İngiltere’de yayınlanan BBG (Big Brother) yarışmasına katılmasıyla olur. Yarışmada yer alan bir kadına karşı şiddet uyguladığı iddiasıyla diskalifiye edilir, ancak hem Tate hem de söz konusu kadın iddiaları reddederler. Daha sonra sosyal medyada, özellikle TikTok’da videoları milyonlarca kişi tarafından izlenince tekrar kamuoyunun radarına girer. Hustler Üniversitesi adında bir online danışmanlık şirketi açar ve ücretli abonelik karşılığında erkeklere kişisel gelişim tavsiyeleri sunmayı vaat eder. Mizojenist yani kadın düşmanı fikirlerle erkekleri zehirlediği öne sürülerek Facebook, Instagram ve TikTok’ta hesapları kapatılır. Kapatılmadan önce sadece Instagram hesabında 4.7 milyon takipçisi bulunan Tate, ‘alt-right’ platformlarda yayın yapmaya devam eder. Nigel Farage, Donald Trump Jr. gibi sağcı popülist figürlerle dirsek temasında bulunur. Komplo teorisyeni Alex Jones’un InfoWars podcast’ine katılır. 2019’da Romanya’ya yerleşen Tate, burada kadınları manipüle ederek yayın yapmaya ikna ettiği online bir webcam sitesi kurar. Geçtiğimiz ay Romanya polisi tarafından gözaltına alınan Tate, halen gözaltında tutulmaktadır.

Çöpçatanlık (dating) uygulamaları erkekleri yalnızlaştırıyor

Amerikalı psikolog Greg Matos Ağustos 2022’de yayınlanan bir makalesinde genç ve orta yaşlı erkeklerin hiç olmadıkları kadar yalnız olduklarını söylüyor. Makalede son 30 yıl içinde uzun vadeli bekar olarak kategorize edilebilecek erkek sayısının artışta olduğu, bu sebeple erkeklerin daha mutsuz olduğu ifade ediliyor. Matos’a göre sosyal medya uygulamalarının yüzde 62’den fazlası erkeklerden oluşuyor ve bu dengesiz oran kadınların çok seçici olmasına, erkeklerin ise fevkalade zor bir rekabetin içine girmek zorunda kalmasına neden oluyor. Matos, erkeklerin yüz yüze görüşme ayarlama olasılığının çok düşük olduğunu belirtiyor ve bu şekilde yalnızlığı, kabullenilmiş bir çaresizlik haline getirdikleri sonucuna varıyor. Businessofapps.com’un verilerine göre ise durum erkekler açısından daha vahim. En popüler uygulamalardan biri olan Tinder kullanıcılarının yüzde 75’i erkek, bu oran Hindistan’da yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Bir başka popüler uygulama Bumble’da ise eşleşme olduğunda erkeklerin kadınlara mesaj atma hakkı dahi yok; ilk mesajı sadece kadınlar gönderebiliyor.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.